|
|
|
SAYIN BAŞBAKANIMIZIN TÜRKİYE AFRİKA İŞBİRLİĞİ ZİRVESİ
VESİLESİYLE VERDİKLERİ ÖĞLE YEMEĞİNDE YAPTIKLARI KONUŞMADA YARARLANDIKLARI METİN, İstanbul, 19 Ağustos 2008
Çok Değerli Konuklar,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Türkiye’ye ve İstanbul’a hoşgeldiniz.
Bu dünya kentinde, İstanbul’da, siz değerli konuklarımızı ağırlamaktan dolayı çok büyük bir mutluluk ve heyecan duyduğumu ifade etmek isterim.
İstanbul, üç kıtanın; Avrupa, Asya ve tabii ki Afrika’nın buluştuğu bir şehirdir.
İstanbul, sadece kıtaların buluştuğu değil, aynı zamanda tarih boyunca medeniyetlerin de buluştuğu, kesiştiği ve harmanlandığı bir şehirdir.
Eğer İstanbul’u gezme fırsatınız olduysa, inanıyorum ki, her biriniz, İstanbul’un sokaklarında sizlere hiç de yabancı gelmeyen yüzlerle, seslerle, tadlarla karşılaştınız.
Çünkü İstanbul, Avrupa’dan izler taşıdığı kadar, Asya’dan izler taşıdığı kadar, Afrika’dan da izler taşır.
Sadece İstanbul değil, bugün Türkiye’nin hangi kentine gitseniz, kültürümüzün, geleneklerimizin, medeniyetimizin ve tarihimizin az ya da çok Afrika’dan izler taşıdığını görürsünüz.
Türk müziğinde Afrika’dan ezgiler bulursunuz.
Türk mutfağında Afrika’dan tadlar bulursunuz.
Türk dilinde Afrika’dan sesler bulursunuz.
Bu vesileyle, şunu da bütün kalbimle, bütün samimiyetimle ve gururla ifade etmek istiyorum.
Büyük bir devletin, Osmanlı Devleti’nin varisleri olarak, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak, Afrika’ya her zaman farklı bir gözle baktık, farklı bir gözle bakıyoruz.
Biz Afrika’yı, Afrika’nın her bir ülkesinin vatandaşlarını kardeşlerimiz olarak bildik.
Biz Afrika’ya tarih boyunca dostluk ile baktık, sevda ile baktık, muhabbet ile baktık.
Şuna inanınız:
Afrika hüzünlendiğinde, Türkiye hüzünlenir, Afrika üzüldüğünde Türkiye üzülür, Afrika sevindiğinde de topyekün, milletçe Türkiye sevinir.
Bugün Afrika’nın çeşitli bölgelerinde var olan sorunların çözümü noktasında milletçe seferber olduğumuzu bilmenizi isterim.
Tek tek vatandaşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve devlet kurumlarımız, Afrika’nın sorunlarını çözebilmesi için imkanları ölçüsünde fedakarlıkta bulunmuşlardır, bulunmaya da devam ediyorlar.
Hükümet olarak, Afrika’yla ilişkilerimizi daha da yoğunlaştırmak, daha da derinleştirmek için önemli adımlar attık.
2005 yılını “Afrika Yılı” ilan ettik ve bu yıl içinde Etyopya ve Güney Afrika Cumhuriyeti’ni ziyaret etme imkânı buldum.
Önümüzdeki dönemde 15 ülkede açacağımız yeni büyükelçilikle ilişkilerimizin çok boyutlu olarak daha da derinleşeceğine inanıyorum.
Etyopya ziyaretim sırasında Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) Ofisi’ni açtım.
Bu ofisi sırasıyla 2006 ve 2007 yıllarında Sudan ve Senegal ofisleri izledi.
Son yıllarda, uluslar arası düzeyde bir teknik yardım kuruluşu haline gelen TİKA, sadece bu ülkelerde değil tüm bölgede kalkınma projelerine destek vermeye başladı.
Başta eğitim, sağlık ve kültür olmak üzere hemen her alanda Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi ve işbirliğimizi yeniden ele aldık ve önemli atılımlar gerçekleştirdik.
Nitekim Türkiye, son yıllarda, çoğunluğunu Afrika ülkelerinin oluşturduğu en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere sağladığı kalkınma yardımlarındaki önemli artışlarla, “yükselen donör ülke” olarak anılmaya başlamıştır.
Son üç sene içerisinde Türkiye’nin yaptığı kalkınma yardımları yılda 600 ile 750 milyon Dolar arasında değişmektedir.
Hükümet dışı kuruluşların yardımları da dahil edildiğinde, aynı dönem için bu rakamlar 1.1 ile 1.7 milyar Dolar arasında seyretmektedir.
Bu yıl Mart ayında, önümüzdeki beş yıl içinde kullanılmak üzere Afrika ülkelerine 50 milyon Dolar ilave bir kaynak tahsis etmiş bulunmaktayız.
Yine, işadamlarımızı, Afrika ülkeleriyle iş yapmak konusunda teşvik ettik.
Türkiye’nin tüm Afrika kıtasıyla ikili ticaret hacmi 2003 yılında 5 milyar dolar seviyesinde idi.
Bugün ise bu miktar iki kattan fazla artmış ve 12 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
Bununla da yetinmiyoruz.
Afrika ile Türkiye arasındaki potansiyelin bunun çok çok üzerinde olduğunu biliyoruz.
Şimdi önümüzdeki hedef 30 milyar dolar.
2010 yılına kadar bu seviyeyi, yani 30 milyar Dolar seviyesini yakalamayı hedefliyoruz ve bu hedefimizi yakalayacağımıza da inanıyoruz.
Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum:
Hükümetimizin iş başına geldiği 2002 yıl sonunda Türkiye’nin yıllık toplam ihracatı 36 milyar dolar seviyesinde idi.
Yaklaşık 6 yıllık sürede ihracatımızı üç kattan fazla artırdık ve bugün itibariyle yıllık 127 milyar dolar seviyesini aştık.
Aynı şekilde, Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılası da 230 milyar dolardan bugün 659 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
Türkiye, bugün dünyanın en büyük 17’inci, Avrupa’nın ise en büyük 6’ıncı ekonomisi konumundadır.
Yine, dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasına bu yıl 23 Türk şirketi girmiş, Türkiye, müteahhitlik sektöründe bu yıl da Çin ve ABD’den sonra dünyada 3’üncü sırada yer almıştır.
Hükümet olarak, Türkiye’nin yakalamış olduğu bu kalkınma ve ilerleme ivmesini hız kesmeden sürdürmek konusunda son derece kararlıyız.
Bu açıdan bakıldığında, Afrika ile dış ticaretimiz için belirlediğimiz 30 milyar dolar seviyesi mütevazi bir seviyedir.
Afrika’daki dost ve kardeş tüm ülkelerle ilişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmek amacıyla çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.
Afrika ülkeleriyle çifte vergilendirmenin önlenmesi ve yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşmalarının imzalanmasına yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.
Afrikalı dostlarımızdan da beklentimiz, bu anlaşmaların sonuçlandırılması için süreci hızlandırmalarıdır.
Değerli Devlet Adamları
Çok değerli konuklar,
Türkiye olarak, küresel ve bölgesel sorunların çözümü noktasında da üzerimize düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye, küresel barışa katkı sağlamaya çalışıyoruz.
İsrail-Filistin ve İsrail-Suriye arasındaki sorunların çözümünde aktif rol alıyoruz.
Bugünlerde Rusya ile Gürcistan arasında varolan sorunun çözümü için yine aktif rol aldık.
Geçtiğimiz hafta içinde hem Rusya hem de Gürcistan’da temaslarda bulundum.
Yine bir kaç gün önce İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinejat’ı Türkiye’de ağırladık ve İran’ın uluslararası toplumla sorunlarını aşabilmesi için girişimlerde bulunduk.
Aynı şekilde, medeniyetler arasındaki çatışma eğilimini tersine çevirmek ve medeniyetleri buluşturmak için de Türkiye olarak yoğun çaba içindeyiz.
2005 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin himayesinde, İspanya’yla birlikte başlattığımız Medeniyetler İttifakı girişimi artık kapsamlı ve geniş katılımlı bir BM süreci haline geldi.
Üç yıl gibi kısa bir sürede belirli bir olgunluğa erişen bu İttifak çerçevesinde BM çatısı altında kurulan Dostlar Grubu, 76 ülke ve 13 uluslar arası örgütü bünyesinde barındırıyor.
Bunlar arasında sekiz Afrika ülkesinin de bulunduğunu görmekten duyduğum memnuniyeti de dile getirmek isterim.
Biz, Türkiye olarak, daha fazla sayıda Afrika ülkesini İttifakın BM çatısı altında kurduğu Dostlar Grubunda görmek istiyoruz.
Ayrıca; İttifakın 2-3 Nisan 2009 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak İkinci Forumuna tüm Afrikalı ülkelerin katılmalarını ve Forumun kavramsal çalışmalarına katkıda bulunmalarını arzu ediyorum.
Bu vesileyle, buradaki bütün kardeşlerimi önümüzdeki sene yeniden İstanbul’da görmek bizi son derece memnun edecektir.
Değerli Devlet Adamları,
Türkiye bu yıl Ekim ayında yapılacak seçimlerde BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaydır.
1961 yılından bu yana yer almadığımız Güvenlik Konseyi için bu seçimlere büyük önem atfetmekteyiz.
Esasen Afrikalı dostlarımızın büyük bölümünün adaylığımıza destek vaadinde bulunmuş olmalarından memnuniyet duyuyoruz.
Güvenlik Konseyine seçildiği takdirde Türkiye, Afrika ülkelerinin öncelik ve sorunlarına özel bir ilgi gösterecektir.
Değerli Konuklar,
Afrika Birliği, hem kıta için, hem de dünya barışı için çok önemli bir fırsat teşkil ediyor.
Birliği’n şimdiden bu yönde büyük başarılar sağlamış olduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.
Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesinin gerçekleşmesinde de Afrika Birliği’nin büyük katkısı oldu.
Bu çerçevede, bir önceki ve şimdiki Dönem Başkanları Gana Cumhurbaşkanı Sayın Kufuor ile Tanzanya Cumhurbaşkanı Sayın Kikwete’ye; ayrıca Komisyon Başkanları Sayın Konare ile Sayın Ping’e şükranlarımızı sunuyorum.
Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin ülkelerimizin ve halklarımızın yararına, başarılı sonuçlara ulaşmasını temenni ediyorum.
Sizlere de tekrar hoş geldiniz diyor, Türkiye’de ve İstanbul’da kendinizi evinizde gibi hissetmenizi diliyor, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim.
|
|
|
|